Posted on : 26-02-2010 | By : admin | In : HİKAYE
0
Beyaz sakalını yavaşça okşadı. Gözlerini kıstı. Sağ elindeki asasıyla yere vurdu ve “ Sektum Sempra” dedi. Birden Ecem ‘in vücudu Can ‘ın bedenine dönüştü. Erenmir “Bir süre boyunca Can ‘ın bedeninde kalacaksın ve bir erkek olmanın ne demek olduğunu anladığında tekrar eski haline döneceksin” dedi. Sonrasında asasını yere vurarak “Victim homuslus” ortadan kayboldu. Ecem yere düşerek bayıldı. Gözlerini açtığında hala erkekti. Saatlerce sessizce ağladı. Kendine gelmesi gerekiyordu çünkü sabah olmak üzereydi. Duşunu alırken tüm vücudunu inceledi ve uzunca düşündü. Mutfağa giderek kahve yaptı. Fincanıyla salona geçip rahat koltuğuna oturdu. Düşünmesi gerekiyordu. Akıllı bir kızdı. Ailesinden ayrı yaşaması çok büyük şanstı.
Sesi erkek gibi çıktığı için arkadaşlarıyla konuşamazdı. Peki ne yapmalıyım diye sordu kendi kendine. Sonra Can ‘ı araması gerektiğini düşündü. Belki o büyüyü bozacak bir şey yapabilirdi. Bir süredi Can ile görüşmesini isteyen Gülseren ‘i aramak için elini telefona attı. Sonra erkek olduğunu hatırlayarak telefonu sehpanın üstüne koydu. Birden aklına mesaj atmak geldi. Hemen bir SMS yazarak müsayit olmadığı için konuşamayacağını fakat can ile tanışmak istediğini, bu yüzden telefon numarasını vermesini yazdı. Heyecanla gelecek cevabı bekliyordu. Bu sıra Can hakkında bilgi toplamak için bilgisayarının başına geçti. “Can BATMAZ” diye google da arattı. Tırnaklı 2160 özel sonuç ve tırnak işaretsiz 17400 sonuç vardı. İlk sıradaki kendi web sitesini ziyaret etti. Hakkında bölümünü okudu. İlginç bir adam olduğunu düşündü. Sonra facebook‘tan fotoğraflarına baktı. Yaşını gösterdiğini düşündü.
Bu nasıl bir büyü diye hayıflandı kendi kendine. Bunu hak etmek için ne yaptım diye sordu kendine. Birkaç gün önce Gülseren, Ecem ‘e Can ‘ın fotoğraflarını gördüğünü ve onu beğendiğini, yakın bir akrabası olduğunu söylemişti. Ecem ise fotoğraflarına bakarak aralarındaki yaş farkı nedeniyle olmayacağını söylemişti. Şimdi bunu düşündüğü adamın vücuduna bürünmüştü tüm vücudu. Hakkındaki bilgileri yazıcıdan döktürdü. Tam o sırada SMS Geldi. “0532 XXX XX XX hadi hayırlı haberlerini bekliyorum” yazıyordu. Can ‘ın numarasını hemen rehbere kaydetti. Mesaj yazmak için menüyü açtı. “Merhaba ben Ecem. Benimle tanışmak istiyormuşsunuz. Müsaitseniz yarın görüşebiliriz. Sesim kısık olduğu için konuşamayacağım SMS yazmanızı rica ederim ” yazarak mesajı gönderdi. Can ‘dan hemen cevap geldi. “Sonunda inadınız kırıldı demek. Şükürler olsun . Yarın için ok yer ve saat söylemeniz yeterli. Dilerseniz sizi bir yerden de alabilirim?” Ecem “Ocean cafe Bakırköy saat 12:00 görüşmek üzere” yazarak mesajı yanıtladı.
Şimdi Can ile buluşmalı ve onun reddedildiğinde neler hissettiğini öğrenerek eski haline bir an önce dönmeliydi. Erkek vücudunda olmakta ilginç bir deneyimdi. Neden bu vücut benimken onun hakkında daha fazla bilgi edinmeyeyim ki diye düşündü. Aklından geçenlere kendi bile şaşırdı. Dile getirmeye ürktü. En yakın arkadaşı Didem onu anlayabilirdi. Didem ‘e mesaj atarak çok önemli bir konuda konuşması gerektiğini ama bunu telefonla değil yüz yüze yapmak istediğini ve eve beklediğini mesaj olarak gönderdi. Didem 30 dakikaya ordayım diye yanıt gönderdi.
Devam edecek…
Posted on : 05-01-2010 | By : admin | In : HİKAYE
0
Bir aşk hikayesi daha başlamadan bitmişti. Oysa çok iyi anlaşıyorlardı. Güzel fotoğrafçı Portekiz’e gittiğinde bunun olacağını hissetmişti Can. Başlarda özlem, aralarındaki diyaloga heyecan katmıştı. Yeni bir sürü konuşacak konuları olmuştu. Arada chat yaparak güzel akit geçiriyorlardı. Can fotoğrafçı kıza ilgisini ilk günden itibaren saklamayı gerek görmemişti. Kız her ne kadar bunun karşılıksız olduğunu söylese de ara sıra o da bu oyuna katılıyordu. Bu sohbetler sırasında Can kendini çok mutlu hissediyor, gerçek olmasa da gerçek olmuşçasına seviniyordu. Kız bir süre sonra bundan yoruldu ve nerdeyse 1 senelik tanışıklıklarına nokta koydu. Bir eposta ile artık Can ile görüşmeyeceğini o’na bildirdi. Can epostayı okuduğunda içinde tarif edilemez bir acı hissetti. Kızı zorlamasının artık gereksiz olduğunu anladı. Güzel bir şekilde cevap verip bugüne kadar anlayışlı olduğu için teşekkür etti.
Ve düşmacunu artık hayat hikayesine turşusuz devam edecekti, onunla yaptığı unutulmayacak sohbetleriyle birlikte.
Posted on : 29-12-2009 | By : admin | In : HİKAYE
0
Ada çok sessiz ve sakin bir bebekti. Masmavi gözlerini, küçük burnunu annesinden almıştı. Kalın dudaklar ve teni ise babasına çekmişti. Aylar birbirini kovalamış, Ada konuşmaya ve yavaş yavaş yürümeye başlamıştı. Çok zeki bir kız olacağı her hareketinden belliydi. Kendini sevdirmeyi biliyordu. İçgüdüsel olarak yaptığı bazı şeyler anne ve babasını mutluluktan çıldırtıyordu. Boğa burcuydu. Her yaş gününde babasından özel bir hediye alıyordu. Can ve Sude ‘yi kızlarının geleceği ile ilgili bazı şeyler düşündürüp kaygılandırıyordu. Gelecekte adada yalnız kalabilme ihtimali, büyüyünce elinde geçmişe ait hiçbir belgenin, fotonun olmayacak olması ve bir sürü şeyi tanımadan yetişmesi gibi. Ellerinden geldiğince kızlarının göremeyeceği şeyleri çizerek ve anlatarak ona tarif etmeye çalışıyorlardı. Yine de bu kaygılar mutluluklarına gölge olmuyordu.
Adada bulundukları 4ncü yılda, Ada ‘nın doğum gününe bir hafta kala bulundukları kumsala bir yatın yavaş yavaş yanaştığını farkettiler. Sevinçle haykırarak “Burdayız!” diye bağırdılar. Yattakiler onları farketti. 6 manken kadın ve 2 erkeğin olduğu büyükçe bir yattı bu. Kıyıya şişme botla kürek çekerek geldiler. Kadınların hepsi bikiniliydi. Erkeklerden birinin kaptan diğerinin ise fotoğrafçı olduğu giyimlerinden anlaşılıyordu. Heycanla sorular sormaya başladılar. Bir ajansa bağlı çekim yapmak için her sene gittikleri adaya giderken yön bulma cihazları bozulup kaybolmuşlardı. Yakıtları bitince de rüzgar onları bu bilinmez adaya sürüklemişti. Takvim çekimleri için hep kullandıkları o adanın yakın olduğu sanılıyordu. Fakat yakıtları olmadığı için hareket edemezdiler. Can ile Sude ‘nin 4 yıllık mücadelesini dinlediklerinde hepsi şaşkına dönmüştü. Resmen filmlerde gördükleri hikayeler şuan karşılarında gerçek olarak duruyordu. Ada ‘nın sesiyle hepsi klübeye doğru baktılar. Bu küçük ve güzel kızın bu adada doğmuş olması onları inanılmaz etkilemişti. Kimisi göz yaşlarını tutamadı. Uzun sohbetin ardından Can ve Sude onlara kumsalda ziyafet hazırladılar. Beraber yenen aksam yemeginden sonra ateşin etrafında sohbetleri devam etti. Sohbetleri esnasında Can ‘ın elektronik bilgisinin iyi olması onları heyecanlandırdı. Sabah ilk iş yata gitmek olacaktı.
Sabah uyandıklarında güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra yata geçtiler. Can sonar, radar ve diğer cihazları inceledi. Yatta tek eksik motorindi. Can laptoplarla telsizi kullanarak mors alfabesiyle sinyal gönderebileceğini söyledi. Gerekli ekipmanı alarak çalışmalarına başladı. Kumsalda mankenler, Sude ve Ada beraber yüzüyor ve eğleniyorlardı. Can sabah fotoğrafçıya gitmeden çekebildiği kadar bu yerin ve ailesinin fotoğraflarını çekmesini söylemişti. Fotoğrafçı da onu dinleyerek bütün gün Sude ve Ada ‘nın yüzlerce fotoğrafını çekti. Akşam olmuş Can işini bitirmişti. İlk denemesini yaptı ve mors alfabesiyle mesajını gönderdi. Birkaç saat aynı işlemi yapmaya devam etti. Laptopun sesini sonuna kadar açtı. Hoparlörünü yatın ses sistemine bağladı. Mesaj gelir gelmez kolay bir şekilde kumsaldan bile duyulacaktı. Uzun bir bekleyişten sonra yorgun düşmüştüler. Akşam yemeği kumsala döndüler. Yemek sonrasında yine ateşin etrafında sohbete devam ettiler. Ada kucağında, eşine sarılmış bir şekilde kaptanı dinlerken birden mors alfabesiyle gelen sinyalı duydu. Hemen ayağa fırlayarak bota doğru koştu. Kaptan ve fotoğrafçıyla yata gittiler. Gelen mesajda yer tespiti için bir GPRS bağlantısı yapmaları isteniyordu. Can mevcut Cep telefonlarının sinyal alamadığı bir yerde olduklarını için bunu nasıl yapabileceğini düşünmeye başladı. Karşı tarafa mesajla durumu anlattı. Cep telefonları sinyal almasa da yerinin tespit edilebileceği cevabını alır almaz hemen mevcut telefonlardan birini açtı. Numarasını karşı tarafa iletti. Gelen cevap ortalığı cümbüş yerine çevirmeye yetti.
Yerleri tespit edilmiş 24 saat içinde kurtarma ekiplerinin temas sağlayacağı bilgisini almışlardı. Can ve Sude garip duygular içindeydiler. Bir yanda kurtulmanın sevinci, bir yanda 4 yıldır yaşadıkları bu cennet köşesi güzel yerden ayrılmanın hüzünü, diğer yanda kızları Ada için yeni bir başlangıcın sevinci. Özel kıyafetli, maskeli ve sanki büyük bir operasyona hazırlanmış gibi donanımlı bir sürü askerden oluşan kurtarma ekibi gelmişti. Sonradan bu adanın aslında girilmesi yasak bir bölge olduğunu anlayacaklardı. İç taraflarında askeri çalışmaların yapıldığı gizli bir adada yaşamışlardı ve bunca yıl bu yüzden kimse onları bulmamıştı. Askeri botlarla sahil güvenlik gemilerine götürüldüler. Yata yakıt ikmali yapıldmıştı. Kaptan arkalarından onları takip etti. Sahil güvenlik gemilerinde sorgudan geçirildiler. Suçsuz oldukları anlaşılınca yata bindirilip en yakın yerleşi yerine götürüldüler.Yerel yönetimin sağladığı imkanlarla Can ve ailesi uçakla Türkiye’ ye gönderileceklerdi. Yattakiler ise takvim için çekim yaptıkları adaya döneceklerdi. Uzun vedalaşmanın ardından son fotoğrafları çeken fotoğrafçı makinesinden kartı çıkartarak Ada ‘ya hediye etti. Karşılıklı teşekkürler, alınan telefon numaraları, adresler ve göz yaşlarıyla ayrıldılar.
Can ve ailesi için yeni bir hayat başlayacaktı. Adayı hatırlatacak birkaç fotoğraf ve minik kızları dışında tek şey hatıraları olacaktı. Sude ile birbirlerine bakarken gözleri doldu. Her ikisi de aynı şeyleri hissediyor ve düşünüyordu. Acaba adadaki kadar mutlu olabilecekler miydi ?
Kızlarına ve birbirlerine sımsıkı sarılıp birbirlerini öptüler ve her ikisi birden hayatlarının sonuna kadar böyle birlikte ve mutlu olmak için herşeyi yapacaklarını söz verdiler..
The END…
—————————————————-
Saygılarımla,
Özcan BATMAZ
www.webberaber.com
msn: ozcanbatmaz@windowslive.com
—————————————————-