Featured Posts

  • Prev
  • Next

Salatalık Suyu Turşusu ile Düşmacunu

Posted on : 11-11-2009 | By : admin | In : HİKAYE

Tags: , ,

0

Büyük bir kahkahanın ardından iri, beyaz dişleri göründü. Neşeliydi. Yurtdışında mimarlık kursunu alıyor, bu harika ülkede, okyanusun bir yanında Gizem ‘le güzel vakit geçiriyordu. Gizemle laflayıp kahkahalarla tüm odayı canlandırıyordu. Boş vakitlerinde fotoğraf çekmeyi seviyordu. Haydar sürekli yanındaydı. Can ‘ın emaillerinin azalması canını sıkmış olsa da bunun geçerli bir nedeni olduğunu biliyordu. Yüz yüze hiç gelmediği bu yaşlı adamla mutlaka tanışacak ve o zamana kadar geçen tüm hoş sohbetlerini yad edeceklerdi. Ortak pek çok yönü olmasına rağmen kendinden yaşça çok büyük olması Can ile sevgili olmamıştı. Çok iyi anlaşacaklarını biliyordu ki bu Can tarafından kendisine sıksık hatırlatılan bir konu olmasına rağmen kabul etmek istemiyordu. Hayalleri vardı yaşı daha çok gençti ve bu hayallerin her birini tek gerçekleştirmek, biri tarafından kısıtlanmamak istiyordu. Can evlenmek istediği için onunla bunları başarmasının zor olduğunu düşünüyordu. Can ise onunla aynı fikirde değildi. Asıl olan mutlu olabilmekti.

Bir konudan diğer konuya atlayıp hiç sıkılmadan yüzlerce şey konuşabiliyorlardı ilk zamanlarında. Biri Portekiz ‘de diğeri İstanbul ‘da olduğu için artık bu yazışmalar gittikçe azalmış nerdeyse haftada bire düşmüştü. Her ikisi de hayatlarında bir şeylerin eksik olduğunu hissediyor ama bunun için bir adım atmıyorlardı.

MSN nini açtı. Can online dı. Naber turşu diye Can ‘dan mesaj geldiğinde yüzündeki gülümseme Gizem ‘in dikkatini çekti. “Ne o yoksa Can ‘dan mesaj mı geldi?” diye sordu. “O kadar belli mi ediyorum?” diye soruyla karşılık verdi. Can ile konuştuğunda daha bir mutlu, daha bir pozitif ve daha bir ışıltılı oluyordu yüzü. Gülümsemesi odayı aydınlatıyordu. Birbirlerine taktıkları isimlerle hitap etmeyi seviyorlardı. “İyiyim düşmacunu sen nasılsın” diye başlayan sohbet ile günü nerdeyse noktalayana kadar Can ile yazıştı. Zaman zaman kendisiyle çelişkiye düşüp bu adamla da hayallerimi gerçekleştirebilirim düşüncesine kapılıyor fakat bu düşüncesi çok uzun sürmüyordu.

Bir ara Can o na, Kitap fuarından penguenin Ciltli 2006 ve 2007 tüm serisini aldığını söyledi. Aynısından bende de var demesi üzerine Can “bak şimdi evli olsaydık ikimizde bu tip şeyler için ayrı ayrı para ödemezdik. DVD ler , dergiler, kitaplar hatta mobilyalar için de geçerli ” diyerek gülümsemişti. Bu sözü o nu etkilemişti. Gerçekten sevdikleri şeyleri ortak ta yapabilirlerdi. Bu düşünce sohbet süresince aklını kurcaladı durdu. Sohbet bittikten sonra Gizem ile günün kritiğini yapıp odasına çekildi. Pijamalarını giyindi.

Ne yapacaktı? İdealleri ve hayallerini tek başına gerçekleştirmeye mi çalışacak yoksa Can ile bunları gerçekleştirme olasılığını görmek için o na bir şans mı verecekti. Bu sorularla uykuya daldı..

  • Share/Bookmark

Minik bir güvercin, güzel bir Fotoğrafçı ve Haydar – 2

Posted on : 17-08-2009 | By : admin | In : HİKAYE

Tags:

0

Sabah uyandığında emaillerini kontrol etti. Can ona bir paket gönderdiğini kuryenin bugün teslim edeceğini yazmıştı. Merak etti. İnternette tanıştığı ve bir süredir sohbet ettiği ama yüzyüze hiç gelmediği, sohbetinden çok keyif aldığı bu insan neden o na hediye göndermişti. Banyoya gidip duşunu aldı. Sonra bornozuyla mutfağa geçti. Annesi onun için kahvaltı hazırlamıştı. çok sevdiği omletin kokusunu duydu. Masaya oturdu. Annesiyle güzel bir sohbete daldılar ve kahvalatılarını yaptılar. Odasına geçip giyinmeye başladığında annesinin kendisini çapırdığını duydu. Giyinip aşağı indi. Kurye gelmişti. Heyecanla paketi aldı ve koşarak odasına geçti. Güzel parlak gri üzerinde kelebekler olan büyük bir paketti bu. Beyaz kurdela ile çevrelenmişti. Paketi bozmadan açtı. İçinde iki kutu daha vardı. Büyük olan kutuyu aldı. Açtığında bir kavanoz turşu suyu vardı. Can ‘a turşu suyu sevdiğini söylemişti. Çok şaşırdı. Bunu hiç beklemiyordu. Yüzündeki gülümseme odayı aydınlattı. Küçük paketi açtığında ise gözleri fal taşı gibi açıldı. Haydar ‘ın kırılan objektifinin yenisi vardı. Sevinçten gözleri doldu. Utandı..

Hediyeleri iade etmeyi düşündü. Bugüne kadar hiç telefonla görüşmemişlerdi. Aralarında büyük bir yaş farkı vardı. Onunla çokiyi anlaşacaklarını bilmesine rağmen kendini tutuyor, mantığının sesini dinlemeye çalışıyordu. Portekize dil kursuna gidecek ve 6 aya yakın orda yaşayacaktı. Bu süreç zarfında o nu daha iyi tanıyacağını düşünüyordu. Hem bir yaş daha büyümüş olacaktı. Ayrıca kendi duygularını tartma şansı da yakalayacaktı. Telefonunu aldı mesaj yazdı ama göndermedi. Kaydetti mesajı. Sonra msn nini açtı online görmek umuduyla Can ‘ı. Yoktu. Facebooktan mesaj atmaya karar verdi. Hesabına girdiğinde bir mesajı olduğunu gördü. Can ‘dan gelmişti. Mesajda şöyle diyordu;

” Sevgili Turşu, Bu yazıyı okuyorsan muhtemelen hediye paketimi aldın ve kabul etmeyeceğini söylemek için bana mesaj atmayı düşünüyorsundur. Öncelikle bilmeni isterim ki, iki arkadaşın birbirine hediye vermesi çok doğaldır. Buna sakın başka anlamlar yükleme çünkü ben yüklemedim. Hediyelerimi kabul etmen beni mutlu edecek ve benim mutlu olmam seni de mutlu etmeli :) . tekerleme gibi oldu ama idare et. Hem unutma bi gün filmimizi izleyeceğiz. Berkley de seni çok merak ediyor. Gezi için şimdiden iyi dileklerimi iletiyorum. Sevgilerimle NY152 :)

Bu adam onu şaşırtmayı hep biliyordu. Ortak noktalarından biri de filmlerdi. Ve her ikisi de “You have got mail” filmine bayılmıştı. Tanışmaları ve arkadaşlıklarının ilerleyişi aynı bu filmdeki gibi olmuştu. Sonu nasıl olacaktı diye her ikisi de merak ediyordu. Hemen mesajı cevapladı.

” Sevgili Turşu suyu; Öncelikle güzel hediyelerin için teşekkür ediyorum. Herzamanki gibi düşüncelerimi okuyorsun. Hediyeleri bir şartla kabul ediyorum o da bundan sonra hediye almaman ve sana sonsuz teşekkürler ediyorum. Turşu suyunu bu akşam yemeğinde içeceğim. Haydarla çektiğim ilk resimleri de sana hediye edeceğim. Beni nekadar mutlu ettiğini bilemezsin. Film için ben de sabırsızlanıyorum ama biliyorsun portekiz sonrası olacak :( hem dediğimiz gibi ozamana kadar çok kişisel olmayacağız:) Berkleyi ben de merak ediyorum. Bu haftasonu o nu benim içinde gezdir ve güzel bir ziyafet çektir lütfen. iyi dileklerin için teşekkürler selamlar shopgirl :)

Mesajı gönderir göndermez haydar yeni gelen objektifi taktı. Sonra hazırlanıp hemen sokağa fırladı. Ortaköye gezi öncesi alışverişe gitti. Tabi herzamanki gibi haydarı kullanmayı ihmal etmedi. Fakat bu sefer güvercinlere yaklaşmadan fotoğraf çekti. Akşam eve döndüğünde bitap düşmüştü. Hemen odasına çıktı rahat birşeyler giyinip lavaboya geçti. Elini yüzünü yıkadıktan sonra tekrar odasına döndü. Fotoğrafları bilgisayarına attı. Resimlerden beğendiklerini Can ‘a gönderdi. Güzel notlar yazdı. Annesi kapıyı çalıp yemeğin hazır olduğunu söylemeye geldi. Beraber yemeğe inerken turşu suyunu da aldı. Yemekte etli nohut, tavuk suyuyla yapılmış, tavuk etli ve mısırlı pirinç pilavı ve komposto vardı. İştahla tabağına koyduğu tüm yemekleri ve zevkini çıkara çıkara içtiği bir bardak turşu suyunu bitirdi. Birkaç yemeklik daha kalmıştı. Bu onu mutlu etmeye yetti. Annesine ve babasına teşekkür ettikten sonra müsade isteyerek masadan kalktı. Odasına gidip eşyalarını bavuluna koydu. Kontrol etti. Herşey hazırdı. Maillerini kontrol etti. Sonra makinesini şarja taktı, saatini kurdu ve yattı.

Uykuya dalmadan önce Can ‘ı düşündü. Gülümsedi. Suratındaki mutlulukla uykuya daldı. Sabah olduğunda tüy kadar hafif hissetti kendini. Çok mutluydu. Aşk doktorundaki bir sahne geldi aklına. Emailini açtı ve bunu ve hissettiği mutluluğu Can ile paylaştı. Veda etti. Ailesiyle vedalaştı ve kendisini bekleyen arkadaşlarının arabasına bindi. Evine son birkez baktı. El salladı ve ufukta kayboldu…

Can bu sırada online olmuş, fotoğrafları ve yorumları okumuştu. Veda mesajını gördüğünde buruk bir sevinç yaşadı. Bir yanda buluşamamalarına üzüldü. Bir yandan da o nun istediği bir hayali gerçekleştirmesine sevindi. Resimlerden o na ait olan birini photoshop ta düzenledi. Sonra bunu flash diske kaydedip fotoğrafçıya koştu. Büyük bir ölçüde özel bir kağıda bastırıp tual üstüne uygulamalarını istedi. Birgün sonra resim hazır olduğunda aldı. Salonunda uygun olan bir yere astı. Çok şık durdu. Cep telefonundan resmini çekip o na emaille gönderdi. Konu kısmına şöyle yazdı;

“Sen aslında hiç gitmedin ki….”

—————————————————-
Saygılarımla,
Özcan BATMAZ

www.ozcanbatmaz.com
www.webberaber.com
msn: ozcanbatmaz@windowslive.com
—————————————————-

  • Share/Bookmark