Featured Posts

  • Prev
  • Next

Ve Turşu Düşmacunu’nu terkeder

Posted on : 05-01-2010 | By : admin | In : HİKAYE

Tags: , ,

0

Bir aşk hikayesi daha başlamadan bitmişti. Oysa çok iyi anlaşıyorlardı. Güzel fotoğrafçı Portekiz’e gittiğinde bunun olacağını hissetmişti Can. Başlarda özlem, aralarındaki diyaloga heyecan katmıştı. Yeni bir sürü konuşacak konuları olmuştu. Arada chat yaparak güzel akit geçiriyorlardı. Can fotoğrafçı kıza ilgisini ilk günden itibaren saklamayı gerek görmemişti. Kız her ne kadar bunun karşılıksız olduğunu söylese de ara sıra o da bu oyuna katılıyordu. Bu sohbetler sırasında Can kendini çok mutlu hissediyor, gerçek olmasa da gerçek olmuşçasına seviniyordu. Kız bir süre sonra bundan yoruldu ve nerdeyse 1 senelik tanışıklıklarına nokta koydu. Bir eposta ile artık Can ile görüşmeyeceğini o’na bildirdi. Can epostayı okuduğunda içinde tarif edilemez bir acı hissetti. Kızı zorlamasının artık gereksiz olduğunu anladı. Güzel bir şekilde cevap verip bugüne kadar anlayışlı olduğu için teşekkür etti.

Ve düşmacunu artık hayat hikayesine turşusuz devam edecekti, onunla yaptığı unutulmayacak sohbetleriyle birlikte.

  • Share/Bookmark

Salatalık Suyu Turşusu ile Düşmacunu

Posted on : 11-11-2009 | By : admin | In : HİKAYE

Tags: , ,

0

Büyük bir kahkahanın ardından iri, beyaz dişleri göründü. Neşeliydi. Yurtdışında mimarlık kursunu alıyor, bu harika ülkede, okyanusun bir yanında Gizem ‘le güzel vakit geçiriyordu. Gizemle laflayıp kahkahalarla tüm odayı canlandırıyordu. Boş vakitlerinde fotoğraf çekmeyi seviyordu. Haydar sürekli yanındaydı. Can ‘ın emaillerinin azalması canını sıkmış olsa da bunun geçerli bir nedeni olduğunu biliyordu. Yüz yüze hiç gelmediği bu yaşlı adamla mutlaka tanışacak ve o zamana kadar geçen tüm hoş sohbetlerini yad edeceklerdi. Ortak pek çok yönü olmasına rağmen kendinden yaşça çok büyük olması Can ile sevgili olmamıştı. Çok iyi anlaşacaklarını biliyordu ki bu Can tarafından kendisine sıksık hatırlatılan bir konu olmasına rağmen kabul etmek istemiyordu. Hayalleri vardı yaşı daha çok gençti ve bu hayallerin her birini tek gerçekleştirmek, biri tarafından kısıtlanmamak istiyordu. Can evlenmek istediği için onunla bunları başarmasının zor olduğunu düşünüyordu. Can ise onunla aynı fikirde değildi. Asıl olan mutlu olabilmekti.

Bir konudan diğer konuya atlayıp hiç sıkılmadan yüzlerce şey konuşabiliyorlardı ilk zamanlarında. Biri Portekiz ‘de diğeri İstanbul ‘da olduğu için artık bu yazışmalar gittikçe azalmış nerdeyse haftada bire düşmüştü. Her ikisi de hayatlarında bir şeylerin eksik olduğunu hissediyor ama bunun için bir adım atmıyorlardı.

MSN nini açtı. Can online dı. Naber turşu diye Can ‘dan mesaj geldiğinde yüzündeki gülümseme Gizem ‘in dikkatini çekti. “Ne o yoksa Can ‘dan mesaj mı geldi?” diye sordu. “O kadar belli mi ediyorum?” diye soruyla karşılık verdi. Can ile konuştuğunda daha bir mutlu, daha bir pozitif ve daha bir ışıltılı oluyordu yüzü. Gülümsemesi odayı aydınlatıyordu. Birbirlerine taktıkları isimlerle hitap etmeyi seviyorlardı. “İyiyim düşmacunu sen nasılsın” diye başlayan sohbet ile günü nerdeyse noktalayana kadar Can ile yazıştı. Zaman zaman kendisiyle çelişkiye düşüp bu adamla da hayallerimi gerçekleştirebilirim düşüncesine kapılıyor fakat bu düşüncesi çok uzun sürmüyordu.

Bir ara Can o na, Kitap fuarından penguenin Ciltli 2006 ve 2007 tüm serisini aldığını söyledi. Aynısından bende de var demesi üzerine Can “bak şimdi evli olsaydık ikimizde bu tip şeyler için ayrı ayrı para ödemezdik. DVD ler , dergiler, kitaplar hatta mobilyalar için de geçerli ” diyerek gülümsemişti. Bu sözü o nu etkilemişti. Gerçekten sevdikleri şeyleri ortak ta yapabilirlerdi. Bu düşünce sohbet süresince aklını kurcaladı durdu. Sohbet bittikten sonra Gizem ile günün kritiğini yapıp odasına çekildi. Pijamalarını giyindi.

Ne yapacaktı? İdealleri ve hayallerini tek başına gerçekleştirmeye mi çalışacak yoksa Can ile bunları gerçekleştirme olasılığını görmek için o na bir şans mı verecekti. Bu sorularla uykuya daldı..

  • Share/Bookmark