Benim Hikayem | Third Part
Posted on : 28-01-2010 | By : admin | In : özcan BATMAZ
Tags: özcan BATMAZ
0
Ben çocukları severim ama belli bir mesafede kalmak hoşuma gidiyor. Çok oynamayı sevmiyorum. Bazen iş çıkışı annemlere giderim. Yemek yerken üçü birden koşuşturup bağırıp çağırınca kafam almıyor. Hemen kaçıyorum. Biliyorum yanlış yapıyorum ama böyleyim. Yine de çok seviyorum onları. Canlarım hepsi. Büyüğünce hepsine inşallah daha çok faydam olacak. Mert 12 oldu bu sene. 18 olana kadar maddi durumumu daha iyi hale getirmem lazım. Bu arada Müge 15 inde 3 sene zamanım var yani. Onların geleceklerinde iyi bir rolüm olsun istiyorum. Bir gün arkadaşlarıyla konuştuklarında “WOW! Müthiş bir amcan/dayın var” desinler istiyorum. Belki de egom bu
Baba tarafı çok kalabalıktı. Rahmetli dedem ve onun soyu eskiden zenginmiş. Toprak ağası gibi bir şeymiş yani. Çok arsa tarla vardı. Tabi oralar para etmiyor ama ekip biçtin mi her şeyini alıyorsun topraktan. Baba tarafından en çok sevdiklerim şunlardır;
Amcamın çocukları olan Binali abim, eşi Nurcan yengem ve çocukları (Levent ve Duygu)
Gülender Ablam, Eşi Mustafa Abim ve çocukları (Çiğdem, Sinem, Sidal)
Nazlı ablam ( Nurcan ablamın kız kardeşi, çocukluk aşkım J )
Ali Rıza amcam, Gülsa Yengem, Yılmaz abim ve tüm aile fertleri,
Ali Rıza amcamın oğullarından Cemal yeğenim, Eşi Bahar ve Çocukları Cem Baran
Ahmet amcam ve ailesi,
Sultan Yengem, Rıza Amcam, Çocukları Ayten ablam, Nurten Ablam ve Sinan,
Halamın çocuklarından rahmetli Kenan abim, Haylaz Sinan, Gülten ablam, Serinca ve İnan,
Serincan Halam,
Haydar amcam, Leyla yengem, Bahar, Prensesim Tuğçe ve Erhan
Ali Haydar BATMAZ, Leyla yengem, Hüseyin, Gülnar (canım bir tanedir deli hemşirem) Haydar, İnan
Cemal ve Şengün (fransadaki akrabalarım) ve çocukları Heval ile Sidal
Anne Tarafından en çok sevdiklerim ise;
Hasan ve Kemal Dayım ve aileleri
Altun Bacım
Hatun Bacım
Güllü Bacım
Bu yazdığım kişilerin benimle yaşıt olanları ve benden küçük olanlarının çoğunluğu bizimle birlikte büyümüştür. Zaten eskiden akrabalarla geliş gidişimiz çoktu. Çok misafirimiz olurdu. Tabi yıllar geçtikçe insanlar uzaklaşmaya başladı. Sonuçta şimdi pek çok akrabayla ancak düğün dernekte görüşüyoruz. Ama ben hepsini çok seviyorum. Şimdi burada birkaç anımı paylaşacağım onlarla ilgili.
Tunceli‘nin Ovacık ilçesinde Halamların bir lahmacun dükkanı vardı. Rahmetli Kenan abim orda süper lahmacunlar yapardı. 80 li yıllardan bahsediyorum. Yaz tatilinde her zamanki gibi köye gitmişiz. Kozluca köyünde halamların betondan yapılma evindeyiz. Ki bu ev Rahmetli eniştemin yaptığı köydeki tek beton yapı. Herkesin karnı acıkmış. Lahmacun çekmiş canımız. Annemler gazı verince Yürümeyle 1- 1,5 saatlik yola gidiyoruz. Sonunda lokantaya geldiğimizde bir güzel karnımızı doyurduk. Sonra 30 tane falan lahmacun aldık. Ama lahmacunlar zaten büyük bir de bol malzemeli ki sormayın, şimdi bile canım çekti. Lahmacunların hazırlanması ve ilçeden çıkına kadar karnımız yine acıktı. Tam çıkışta Munzur çayının kenarında çimlerin üstüne attık kendimizi. Lahmacunların 7-8 tanesini abim, ben ve haylaz sinan yedik. E lahmacunlar azaldı. Sinan’ı gönderdik tekrar lahmacun yaptırmaya. 30-40 dakika sonra 20 lahmacunla geldi. Düştük yollara. Eve vardığımızda hiçbirimizde lahmacun yiyecek hal kalmadığı için tabi bir şey yiyemedik.
Başka bir anım ise şöyle; Hani hikayemin bir bölümünde annem beni İstanbul’a göndermek istemiyordu da ben ağlayıp zırlayıp dayıma olayı anlatmıştım, sonra dayım beni atla ovacığa bırakmıştı ya; Ben İstanbul’a dönmek için Binali abimin yanına ilçeye gelmiştim ya, işte o zaman yaşanan bir olay bu. Binali abim gitmeden önce ailesiyle (amcam, yengem ve kız kardeşleriyle) vedalaşmak istedi. Arel köyüne gittik. En küçük kardeşi Cihan özürlü bir çocuktu. Tabi ben de o zaman çocuğum. Özürlü olduğunu bilmiyorum veya algılayamıyordum. Neyse Cihan ona alınan piknik bisküvileri köpeğe veriyor. Köpek diliyle yalayıp bırakıyor veya yere düşürüyordu. Cihan sonra bunları alıp yiyordu. Ben o zaman kimseyi tanımıyordum. Bu olay üstüne çok sıkılıp ilçeye kaçmaya karar verdim ki bu yol da sanırım 45 dakikalık bir mesafe. O zaman RS3 denen spor ayakkabılarımla koşmaya başladım. Binali abim peşime kızları taktı. Arkamda 3 şalvarlı kız. Gülender ablam, bir küçük kardeşi Birgül ve Rahmetli kız kardeşi (ismini anımsayamadım şimdi L ) arkamdan uzun bir süre koştular. Tabi beni yakalamak ne mümkün J. İlçeye vardığımda kendimi çok yalnız hissettim. Ahmet Amcam dan utanır ve çekinirdim. O yüzden onun lüks lokantasına gidemedim. O zaman benim yaşıtım olan ve önceden tanıştırıldığım, babamın amcasının oğlunun, Hüseyin ‘in yanına gidip durumu anlattım. O gece onlarda kalmıştım. 4 erkek çocuk yan yana yatmıştık yer yatağında iki yorganla J
Sabah kahvaltıya kalktığımızda bana özel fırından ekmek alırdılar. Gülnar ‘ım deli hemşirem bana domates ve salatalıkla kahvaltı hazırlardı. Demirci dükkanlarında çember yapıp tüm ovacıkta çember çevirirdik Hüseyin’le. Memlekette geçirdiğim en güzel günlerden biriydi o günler.
Devam edecek….









